E-Spring Ev tipi Su Arıtma Cihazı
3/4/2008 · Kategori: D.Urun Yelpazesi
Mükemmel ötesi bir cihaz.
Tasarımı olsun işlevi olsun ev tipi cihazlarının içerisinde 1 numara.
Karbon, keçe ve U.V. filtreden geçen şebeke suyunu 3 adımda filtre ederken sadece suda ki zararlıları yok eder ve sağlıklısı, doğrusu olan mineralli su sağlar. İçimi mineralli olduğu için ilk başta biraz sert gelebilir, tıpkı dağlardan gelen kaynak suyu tadındadır. Su tadlansın diye zararlı olan reçine filtre kullanılmamıştır.
Sağlıklı su için tüm kriterler mevcuttur. Sağlıksızlığa sebep olacak kriterlerde yoktur.
Vücudumuzun esasında ihtiyaç duyduğu saf su değil mineralli sudur.
Eğer başka marka cihaz almayı düşünüyorsanız lütfen suyu saf su olarak mı filtre ettiğini net bir şekilde sorun gerekirse belgelendirmelerini isteyin. Bir çok artıam yöntemi suyun zararlılarını yok ederken minerallerinide almaktadır.
Deposu yoktur, çeşme açıldığı anda hızla şebekeden gelen suyu filtre eder ve oldukça da hızlı bir akışkanlığı vardır.Depo olmamasının sebebi ise depoların mikrop yuvası olmasıdır.
Normalde evlerimiz de içme ve kullanma suyunu şebekeden direkt ya da damacanalı sulardan sağlarız ki bu hiç sağlıklı bir yöntem değil.
Şehir suyu kaynağından çıktığında sağlıklı bile olsa evlerimize gelene kadar türlü kirleticilere maruz kalırlar. En büyük tehditte Klordur. Klor kanserojen bir maddedir. İçme suyunu damacanadan karşılasak bile yemeğe çaya kullandığımız su yada yıkadığımız sebze ve meyvelerle yine bu kloru alırız.
Damacanalı suda işin diğer tehlikeli bir boyutu. Özelliklede kullanılan pompalar tam bir mikrop yuvasıdır. Sağlıklı bir su plastik şişede ışığa maruz kalmadan en fazla 24 saat içerisinde tüketilmelidir.
E-spring arıtma cihazı servis desteği gerektirmeyen neredeyse kettle büyüklüğünde, 1 yıl yada 5 ton su arıtma kapasiteli, servisi cihazın tepesinde çip şeklindedir. Size gerekli uyarıları digital ekranı ile yapar, filtrenin ömrünü adım adım haber verir. Ömrü bittiğinde ise çok pratik bir şekilde kendiniz değiştirebilirsiniz.
TEMİN ETMEK İÇİN BENİMLE İRTİBATA GEÇEBİLİRSİNİZ
MAİL: isfirsativekariyer@gmail.com
LÜTFEN SAĞLIĞINIZ İÇİN ALTTAKİ YAZIYI DA OKUYUNUZ.
Damacana Sulardaki Tehlike
Ülkemizde de son yıllarda kişi başına kullanım oranı artan damacanadaki suyun hava ya da güneşe maruz kalmasının, kişiyi ölümle sonuçlanan hastalıklara kadar götürebilen mikroorganizmaların üremesine neden olduğu belirtildi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Köksal, “şişe suyu” olarak bilenen işlenmiş suyu sağlık açısından desteklediklerini, ancak kullanım süresi ve bekletildiği ortama dikkat edilmediğinde enfeksiyon hastalıklarına yol açabidiğini belirtti.
Şişe sularının, bulundukları ortam ve temizlik kurallarına uyulmadığı takdirde hepatit yapan virüsler dahil tüberküloz, ishal ve daha birçok enfeksiyon hastalığının oluşumuna zemin hazırladığını ifade eden Prof. Dr. Fatih Köksal, şunları söyledi: “Vücudun yüzde 70’ini oluşturan su, vücutta bir elektrik cihazındaki kablo görevini üstlenir. Bu nedenle hücreler arası iletişim, enzimler, hormonlar ve bütün metabolizmayla ilgili faaliyetleri sağlayan suyun çok sağlıklı olması gerekir.”
Prof. Dr. Köksal, şişe sularının işlenmiş olması nedeniyle doğal olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, “Teknolojinin yardımı ile her tür su işleme tabi olarak içilebilir niteliğe getirilebilir ve işlenmiş su olarak tanımlanabilir. Ancak, bunların da tıpkı diğer gıda ürünleri gibi raf ömrü vardır. Bu ömür, suyun ambalaj malzemesi, saklama koşulları ve işletme koşullarına bağlıdır” dedi.
Ev ve işyerlerinde çoğunlukla “damacana” tabir edilen plastik şişelerde kullanılan suyun mutlaka serin, güneş ışığından uzak ve kuru ortamlarda saklanması gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Köksal, şunları kaydetti:
“Su şişesinin etrafında suya ve ambalaj maddesine etki edecek kokulu maddeler bulundurulmamalı. Damacanadaki suyun hava ya da güneşe maruz kalması zararlı mikroorganizmaların üremesine neden oluyor. Su şişesinin kapağı bir kez açıldığında hava ile temas ettiğinden 10-15 saatte tüketilmeli. En fazla bir günde tüketilebilecek gramajdaki suyun kapağı açılmalı. Ev ve işyerlerindeki kişi sayısı ve ortalama tüketim dikkate alınarak damacana suyunun gramajı tespit edilmeli. Bu durumda özellikle evlerde kullanılan 19 litrelik damacana suların kapağı açıldığında ne şekilde saklanırsa saklansın günlerce kullanılması sakıncalı.”
Prof. Dr. Köksal, suyun renksiz, berrak, kokusuz ve tatsız olanının tercih edilmesi gerektiğini belirterek, “Çünkü suyun kokusunu, rengini ve berraklığını bozan mikroorganizmalar oluyor” dedi.
POMPA KİRLİLİĞİ
Prof. Dr. Köksal, birçok kişinin ev ve işyerlerinde “su sebili” diye tabir edilen cihazların yanı sıra pompalı damacana kapaklarının da bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Sebil cihazına yerleştirilen damacanadaki suyun kapağı da delindiği için havayla temas ediyor. Bu yüzden kullanım süresinde kriterler burada da dikkate alınmalı. Pompalı damacanaların ise pompa temizliğine dikkat edilmeli. Bu pompaların kirliliği gözle de tespit edilebilir. Suya doğrudan temas eden pompa ve ‘cooler’ diye tabir edilen aparatının temizliği yapılmadığında havada ve ortamda bulunan mikroorganizmalar, kokular veya yabancı maddeler pompa üzerinde birikip suya bulaşacaktır. Bulaşan bu mikroorganizmalar zamanla çoğalarak kaplarda beyaz, yeşil ya da kahverengi kümeler meydana getirebilir veya suyun tadında ve kokusunda istenmeyen değişikliklere neden olabilirler.”
KİŞİ BAŞI TÜKETİM
Türkiye’de 2006’da kişi başı 91 litre olan işlenmiş su tüketiminin, geçen yıl 100 litreye ulaştığını belirten Prof. Dr. Köksal, Avrupa ülkelerinde ise bu miktarın birkaç katı olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Köksal, gelir ve eğitim seviyesi yükseldikçe şişe suyuna da talep artacağından sağlıklı suyun kriterlerinin de herkesçe bilinmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
0 yorum yazılmıştır